• Konya11 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Osmanlı Kuyumculuk Zevkini Anlatan Sergi: CEVHER
2015-12-02 16:30:03

Osmanlı Kuyumculuk Zevkini Anlatan Sergi: 'CEVHER'

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, kuruluşunun 35. yılında tarihin ışıltılı sayfalarına yolculuğa çıkaran bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.17....
Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, kuruluşunun 35. yılında tarihin ışıltılı sayfalarına yolculuğa çıkaran bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

17. yüzyıl ile 20. yüzyıl arasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuyumculuk zevkini yansıtan değerli taşlarla bezenmiş eserlerin yer aldığı ‘Cevher’ sergisi 3 Aralık’tan itibaren Sadberk Hanım Müzesi’nde görülebilecek.

 

Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar geçen döneme ait, müzenin Türk-İslam bölümünde yer alan mineli ve murassa eserlerin bulunduğu tarihi koleksiyonu ziyaretçileriyle buluşturmaya hazırlanıyor.

 

139 parçalık bir koleksiyondan oluşan ‘Cevher’ sergisinde; Osmanlı İmparatorluğu’nun kuyumculuk beğenisini yansıtan elmas, zümrüt, yakut gibi değerli taşlarla süslenmiş eşyalar ve ince işçilikleriyle birer mücevher niteliği taşıyan mineli eserlere yer veriliyor. Bu değerli eserler arasında kemer tokası, yazı kutusu, divit, kaşık, fincan zarfı, sakızlık, şerbetlik, cep saati, yelpaze, sineklik, tütün çubuğu, enfiye kutusu, broş, nişan ve terlik gibi farklı türde objeler bulunuyor.

 

3 Aralık’ta ziyarete açılacak ‘Cevher’ sergisi 31 Mayıs 2016 tarihine kadar Çarşamba günleri hariç her gün 10:00-17:00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak.

 

 

Sadberk Hanım Müzesi Nedir?

14 Ekim 1980 tarihinde Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak ziyarete açılan Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi kuruluşunda yaklaşık 3 bin esere sahipken bugün 20 bini aşkın eser sayısı ile kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması ve toplumun bilimsel ve eğitsel gelişimine katkıda bulunması göreviyle çalışmalarını sürdürmektedir. M.Ö. 6. bin yıllarından Bizans dönemi sonuna kadar Anadolu’da yaşayan uygarlıkların maddi kültür kalıntılarını yansıtan arkeolojik eserler Sevgi Gönül Binası’nda yer alan Arkeoloji bölümünde, Osmanlı ağırlıklı İslâm eserleri, Osmanlılar için yapılmış Avrupa, Uzak ve Yakın Doğu eserleri ile Osmanlı dönemi dokumaları, kıyafetleri ve işlemeleri ise Azaryan Yalısı’nda sergilenmektedir.

 

“CEVHER” SERGİSİNDE NELER VAR?

1) Kemer Tokası

Koleksiyonun erken tarihli eserlerinden olan ve 16. yüzyıl sonuna tarihlenen altın kemer tokası Osmanlı klasik dönem kuyumculuk zevkini en iyi şekilde yansıtan örneklerdendir ve yeşim paftaların üzerine altın tellerden oluşan yapraklı dallar ve çiçek biçimli yuvalara kakılan lâllerle süslüdür. Osmanlı döneminde kadın ve erkek giyiminde giysinin önemli bir tamamlayıcısı niteliğinde olan ve genellikle deri ya da dokumadan olan kemerler önden toka ile bağlanır, hali vakti yerinde olanlarınki kıymetli taşlarla bezenirdi. Yeşimin yanı sıra altın, gümüş, tombak (yaldızlı bakır), sedef ve fildişinden yapılabilen kemer tokalarının bezemelerinde kazıma, kabartma teknikleri ile elmas, zümrüt, yakut, firuze gibi taşlar ve inci, mercan, cam boncuk en çok kullanılan malzemelerdendi.

2) Hazinedar Çantası

Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonunda yer alan ve saray hareminin en yüksek görevlisi olan bir hazinedar ustaya ait olan çanta, Osmanlı dönemi hazine teşkilatlanmasındaki uygulamaları yansıtan çarpıcı bir örnektir. Sultan II. Abdülhamid döneminden bir hazinedar ustasına ait olan bu çanta, tuğralıdır ve deri üzerine kadife kaplı olup gümüş aplikelerle süslenmiştir. Merkezindeki gümüş plakada ta’lik hatla eski Türkçe “Devletlü Hazinedar Usta” ibaresi ve H.1311/M.1893-1894 tarihi bulunan bu görkemli eser, Osmanlı’nın son döneminde haremin altınlarının ve mücevherlerinin hazinedar usta tarafından korunaklı bir şekilde taşınması için yapılmıştır.

3) Engolpion

Sergide yer alan ve İstanbul işi olan murassa piskopos pandantifi (engolpion) çift başlı kartal biçimindedir ve üzeri mine, yakut, zümrüt, necef, lâl, inci ile süslenmiştir. 17. yüzyılda Osmanlı tebaasının Hıristiyanlık dinine mensup olanların kullanımı için yapılmıştır.

4) Kahve –Tatlı ikramı

Sergide yer verilen bir diğer eser grubu Osmanlı döneminde kahve ikramı için özel olarak hazırlanan tatlı takımları ve fincan zarflarıdır. Bu eserlerin bir kısmı Osmanlı pazarı için Avrupa’da üretilmiştir. Sergide mineli ve murassa (değerli taşlarla bezeli) örnekleri bulunan fincan zarfları Osmanlı döneminde kahve içerken elin yanmaması için kullanılmaktaydı. O zamanlar kulpsuz olan küçük boyutlu porselen fincanlar, zarfların içine yerleştirilir ve kahve bu şekilde içilirdi. 16. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde tanınmaya başlanan kahve, kısa sürede Türk kültürünün önemli bir parçası haline gelmiş ve Osmanlı toplumunun her kesimine yayılmıştır. Bir Osmanlı evinde misafire mutlaka kahve ikram edilirdi ve bu önemsenen ikramın beraberinde adeta bir tören halini alan birtakım uygulamaları olurdu. Osmanlı sarayında ve evlerinde kahve ikramını zenginleştirmek için ikramdan hemen önce reçellikler, şekerlikler, lokumluklar ve şerbet bardakları içinde tatlı verilmesi önemsenirdi. Sarayda yapılan karşılama töreninde özellikle elçi ve yabancı delegeler ağırlanırken, ikram esnasında kullanılan tatlı takımlarının ihtişamı misafirleri olduğu kadar ev sahibini de yüceltirdi.

5) Yazı Kutusu

Sadberk Hanım Müzesi’nin nadide eserlerinden biri olan yazı kutusu, Avrupalılar tarafından üretilip Osmanlı topraklarına gönderilen bir başka eserdir. Benzer bir örneği Topkapı Sarayı Müzesi koleksiyonunda bulunan ve Sultan Abdülaziz dönemine (s.1861-1876) ait olan bu kutu, ahşap üzerine gümüş ve bağa kaplamalıdır. Kutunun içinde, asansörlü bir tabla üzerinde bulunan altı adet hokka, mine ve yaldızla bezelidir. Yazı takımları, padişahların her dönem önem verdiği eşyalardan olmuş ve hazinelerinde çok sayıda yazı takımı bulundurmuşlardır. Bu takımlar aynı zamanda hanım sultanların çeyiz listelerinin de önemsenen eşyalarından olmuştur. Başta sarayda olmak üzere Osmanlı toplumu içerisinde hattatların ve hat sanatının ayrıcalıklı bir yerinin olması yazıya dair alet ve malzemelerin de özenli olmasını sağlamıştır.

6) Cep saati

Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonunda yer alan ve sergiye dahil edilen cep saatleri Osmanlı döneminde koyun ve kuşak saati olarak kullanılmaktaydı. Bu saatler, Osmanlı pazarı için üretilmiş olan Avrupa yapımı cep saatleridir. 14. yüzyıl başında Avrupa’da icat edilen mekanik saatlere ilk kez Fatih Sultan Mehmed tarafından ilgi gösterilmiş ve bu dönemden itibaren de mekanik saatler genellikle Avrupa’dan tedarik edilmiştir. İmparatorluğun geç döneminde, mekanik saatlerin Avrupa’daki endüstrileşmeyle birlikte alınabilir fiyatlara imal edilebilmesi, yalnız sarayın değil halkın da cep saatlerine büyük rağbet göstermesine neden olmuş ve çok sayıda saat ithal edilmiştir. Hatta Osmanlı’nın geç döneminde, saatlere gösterilen ilgi o kadar fazladır ki bazı saat firmaları İstanbul’da acentalar açmıştır. İngiliz saatlerinden olan George Prior ve daha sonra oğlu Edward Prior’un imzaladığı saatler, 1869’a kadar Osmanlı pazarında talep gören saatlerden olmuş ve baba oğul birlikte Osmanlı pazarına yetmiş sekiz binden fazla cep saati göndermiştir. Sergide yer alan 19. yüzyılın başına ait Edward Prior marka cep saati, anahtarla kurmalı, salyangoz tertibatlı ve balta eşapmanlı olup özellikle mekanizması ile dikkat çekicidir. Saat zarfının süslemeleri ise Osmanlı pazarına uygun olarak kıyıda Türk bayrağının dalgalandığı bir kale ile denizde yelkenlilerin betimlendiği mine işi bir manzara resmi görülür.

7) Enfiye Kutuları

Osmanlı aynı zamanda gerileme içinde olduğu geç dönemde verilen birtakım siyasi ve ekonomik imtiyazlar neticesinde özellikle Avrupa için önemli bir pazar haline gelmiştir. Bu dönemde her alanda olduğu gibi Osmanlı zevkine uygun olarak üretilen Avrupa yapımı kuyum işlerinin imparatorluk içerisinde yaygın olarak kullanıldığı görülür.

Enfiye kutuları, imparatorluğun geç döneminde Avrupa’dan Osmanlı pazarına ithal edilen ve en çok rağbet gören kuyumculuk işlerinden olmuştur. Cep saatleri gibi Osmanlı pazarı için özel olarak hazırlanmaktaydı. Buruna çekilen ve kurutulmuş tütünden oluşan enfiye çekme alışkanlığı önce 17. yüzyılda İngiltere’de yaygınlaşmış, 18. yüzyılda ise bütün dünyaya yayılmıştır. Enfiye kutuları, gerek Avrupa’da gerekse Osmanlı’da itibar gören diplomatik hediyelerden olmuş, cep saatleri gibi değerli bir aksesuar olarak taşınmışlardır. Hatta bazı enfiye kutularının mine süslemeleri, cep saatleri ile takım olarak yapılmıştır. Osmanlı döneminde, padişah ve devlet adamları tarafından yerli yabancı birçok kişiye iltifat amaçlı hediye olarak gönderilen enfiye kutularının özellikle altın olanlarının üzerlerinin renkli mine ve değerli taşlar kullanılarak hediye edildiği kişilerin adları, tuğra, portre, çoğunlukla İstanbul görünümlerinin yer aldığı manzara ile natürmort resimlerinin yer aldığı görülür.

8) Şefkat Nişanı

Sultan II. Mahmud döneminden itibaren yaygınlaşmaya başlayan nişanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine kadar diğer padişahlar tarafından da ihdas edilmiş ve üstün hizmet gösteren veya devlete yararı dokunan kişilere, devlet ileri gelenlerine, yabancı ülkelerin hükümdarlarına dağıtılmıştır. Pek çok çeşidi ve dereceleri olan Osmanlı nişanları hakkında nizamnameler hazırlanarak belirli kurallara tabii tutulmuşlardır. Bunlar içinde yer alan şefkat nişanı ise Sultan II. Abdülhamid tarafından H.1295/M.1878 yılında savaş zamanlarında ve afet durumlarında hizmeti bulunan kadınlara verilmek üzere ihdas edilmiştir. Sadece kadınlara verilmek üzere hazırlanan bu nişan, beş kollu yıldız şeklinde olup üzeri mine, yakut ve elmasla süslenirdi. Bu nişan imparatorluğun sonuna kadar diğer padişahlar tarafından da verilmiştir.

9) Titrek

Sergide yer alan murassa takılar içinde yer alan baş süsleri Osmanlı kadınının en önem verdiği takılardandır. Baş iğneleri başlık ya da başörtüsüne iliştirilerek, istenildiğinde de göğüs takısı (broş) olarak kullanılmaktaydı. Osmanlı’nın geç döneminde baş ve göğse takılan “titrek” denilen hareketli iğneler kadınlar arasında sevilen takılardandı. Bu iğneler, arkalarında spiral bir yayla titrer ya da menteşeyle sallanır, ışığın taşlara yansımasıyla gösterişli bir görünüm sağlanırdı. Osmanlı mücevherleri içerisinde takılarda çiçekler, buketler, ay yıldız motifleri, tuğralar, fiyonklar, kuşlar da sık görülen motiflerden olmuştur.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
SPOR - KONYASPOR
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Konya Not | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim